Bakmayan Ne Kaybetti Bakan Ne Kazandı?

Home  >>  Genel  >>  Bakmayan Ne Kaybetti Bakan Ne Kazandı?

Bakmayan Ne Kaybetti Bakan Ne Kazandı?

14
Eki,2017

1

“Saatlerce haberleri izleyen bir adamın zamandan habersiz bir şekilde âdeta hipnoz olmuş gibi ekrana kilitlenmesi, ekrandakilerle garip bir şekilde tartışması,”

“Çocuğunu ekranın karşısına koyarak ev işlerini yapan bir anne,”

“Haftanın her gününe ayrı dizi koyup inanılmaz bir solukla seyreden genç nesil,”

“Sabahtan akşama kadar dini kanal izleyengiller.” 🙂 (Arttırılabilir. )

Tahmin etmek zor değil hemen hemen her insanın evinde, işinde bulunan bir kutu: Televizyon.

Adından pek çok dergilerde, gazetelerde söz ettiren bir şahsiyet. 😉 Peki bu kutu ne işe yarar? Bunun cevabını ise size televizyon veremiyor, cevabını biz belirleyeceğiz.

Televizyon iyi mi kötü mü?

Öncelikle belirteyim ki onu iyi ya da kötü yapan şey dikdörtgen ekranı, renkli ışıkları ve sesi olmayacak kardeşim. Her şey niteliğiyle bilinir ve değerlendirilir.

Bugün TV programları, reklamlar, diziler tanıtımından öte çoğunlukla izleyenlerin beğenilerini, hayat tarzlarını ve tercihlerini yönlendirmeye yönelik araçlar olarak kullanılmakta.

Sosyal medyanın gelişmesiyle birlikte reklamların etki alanı da genişledi ve reklamlar artık sadece televizyon, radyo, gazete gibi medya araçlarında değil; baktığımız her yerde karşımıza çıkmaya başladı ve bizlere sandığımızdan daha fazla tesir eder bir hâle geldi.

Yıllar geçtikçe artan birçok TV programları, diziler, yarışmalar amaçlarının dışına çıkabildi. Bu nasıl mı oldu? İnsanı insan eden “ahlak fıtratını” sömürerek. En değerli benliğimiz olan ahlakımızı ayaklar altına aldılar ve biz de “öylece” baktık, itiraf edelim.

Bunun için ilk hamle çok dudak uçuklatıcı cinstendi. Uzaktan yakından alakası olmayan iki unsur bir araya getirildi öncelikle ve böylece ilgi odağı oldu. Mesela bir telefon reklamında bir panda düşünün, ne alaka ki değil mi? Ya da bir pizza reklamında bir ayı…

İşte aynen öyle de bir araba lastiği reklamında da cazibeli ve açık bir bayanın olması ya da bir çikolata reklamında, parfüm reklamında kadının hâkim olması bunun çok ileri versiyonu ve tabiri caizse “kalıplaşmış figürü”. Bu da sen odaklı, etkili ve programlanmış bir ahlak terörü neticesinde zihinlere yerleşen “ahlaksızlık”. Çok güçlü bir silahtı ve artık her yerdeydi. Birçok reklamda âdeta zemini oluşturan kadın obje, reklamın kendisinden çok daha ön planda oldu. Ve bu obje son derece dikkat celbeden bir görünümle seyirci karşısına geçti.

Seyirci kitlesi: genç, yaşlı, çocuk, bebek, kadın kısaca herkes!

Biz bu görüntüleri seyrederken Nur Suresi 30 ve 31. ayetini (1) bir kenara koyduk ve “Ben haberleri seyrediyorum kardeşim, gündemden haber de mi almayalım?” diyerek sadece kendimizi avuttuk ya da bir kusur görmedik burada. Bunun en büyük sebebi bize gösterilenleri artık kabul edişimiz ve bunları izleyerek “sahiplenişimiz”di. Burada bir hakikat nazarımıza çarpıyor:

“Her bir günah içinde küfre gidecek bir yol var. O günah, istiğfarla çabuk imha edilmezse, kurt değil, belki küçük bir mânevî yılan olarak kalbi ısırıyor. “ (2)

Bizim sorunumuz imha edememekti ve neticesinde kendi düşmanımızı kendimize misafir etmekti.

Bugün çikolata reklamında kadın,

ATM’lerdeki o seslenen kadın,

Müşteri hizmetleri temsilcileri çoğunlukla kadın,

Sekreterler genelde kadın,

Toplu ulaşım araçlarında durak isimlerini tekrarlayan yine kadın!

Bu işte bir gariplik yok mu?

Gariplik şu ki onlar senin fark edemediğin ya da fark etmek istemediğin zaafiyetlerini çoktan fark ettiler, harekete geçtiler ve sana sadece “Bak!” emri vererek seni değiştirdiler. Kadını cinsel obje olarak kullanarak yansıtılanları sende görmeyi hedeflediler. Senin yaratılışın buna göz yumacak kadar duyarsız değildi, sen bu değildin oysa.

Yıllarca bu sessiz savaşa yenik düştük ama yenildiğimizi bilemedik hiçbir zaman. Bize verilen mesajları dosdoğru uyguladık belki de… Ama Allah’ın mesajlarına bakmayı düşünemedik ve huzuru yanlış kapıları çalmakla aradık.

“Her yerde var, artık herkes bakıyor.” tesellisini buyurmamıştı dinimiz bilakis her koşulda ahlaklı olmamızdı emredilen, ahlaka bakmamızdı, ahlakı işitmemizdi.

Evet biz o haramlara bakarak kazandığımızı düşündük ama:

“Kazandıkları günahlar, kalblerini kaplayıp karartmıştır.” (3)

Kararan kalplerimizle beyazı görmez olduk. Beyaz yerini siyaha bırakınca “kara”dan başka bir şey göremedi gözlerimiz, beyazlığımızı kendi ellerimizle karaladık çünkü.

En acısı şu ki: Bu durumu normal olarak karşılayan ve dinini hayatına göre uyarlayan bir zümreyle karşılaştık. İnsan yaşadığı gibi inanmaya başladı zamanla.

Yaşadıklarını savundu âdeta dinine meydan okurcasına.

Artık dur demek gerekmiyor mu bu sinsi virüslere?

“Bakmayacaksın işte, bu kadar!” demiyorum. Yavaş yavaş bırakacaksın, aldatıcı zevklerle değil Rabbinin kelamıyla ilgileneceksin, dinleyeceksin dininin ahlakını, edebini, iffetini ve kaybolacaksın bu okyanusta.

Ve sonra bir gün gelecek belki de zevk alarak izlediğin o programlardan tiksineceksin kardeşim.

“Dizi izlemeden nasıl vakit geçer ki?” diyen bir insandan o gayr-ı meşru dizilerin, programların adını bile bilmeyen bir insana dönüşeceksin, unutma ki her şey senin atacağın adımda saklı.

Ne diyordu Rabbin?

“Kulum bana bir karış yaklaşırsa ben ona bir zira yaklaşırım, o bana bir zira’ yaklaşırsa ben ona bir kulaç yaklaşırım. O bana yürüyerek gelirse ben ona koşarak giderim.” (4)

“Kulumun, farz kıl­dığım şeylerle bana yaklaşmasından iyisi yoktur. Kulum bana nafilelerle de yaklaşmaya devam eder. Öyle olur ki artık onu severim. Onu sevdim mi işittiği kulağı, gördüğü gözü, tuttuğu eli ve yürüdüğü ayağı olurum. Benden isterse kesinkes veririm. Bana bir sığınsın, onu muhakkak korurum.” (5)

Sizin duymanız, görmeniz, desteğiniz olurum ne demek biliyor musun ?

Birdenbire iyi şeyler duymak, görmek istediğini hissedeceksin.

İslam’ın o reklamlara bakmanın, haramı işitmenin yasakladığını biliyordun, bakmaktan ve dinlemekten haz duyuyordun ama sen zorunlu ibadetlerini yaptıkça ve iyi, güzel amellerle ilgilendikçe hiç kimse sana bir şey söylemeden kalbinin bu tarz şeyleri dinlemekten ve görmekten nefret ettiğini hissedeceksin kardeşim, sebebini bilemeden.

Bir bakacaksın ki Kur’an dinleyerek huzur bulacak ruhun, huzuru Allah’ı razı etmek için çabalarken bulacaksın… Namaz kılarken miracı hissedeceksin, O’ndan gayrısını koyamayacaksın dünyana.

Yanında başka birinin gıybetini yaptıklarında belki de ön planda olan sen iken; bunları duymaktan rahatsız olacaksın, duymak istemeyeceksin.

Allah’ı tanıdıkça haramı görmek istemeyeceksin oysa Allah’ı tanımayan harama bakmaktan zevk alır.

Baktığın her şey sana Allah’ı anlatacak, sen de dinleyeceksin.

Şimdi arınma vakti, aldatıcı zevkleri reddet ve gerçek huzura doğru yola çık.

Temizle ruhunu kelime-i tevhidin büyüsüyle…

Sonsuz merhamet sahibi, merhametini senden mi esirgeyecek?

Sizler harama baktınız. Günahlardan başka ne kazandınız? Ben bakmadım, ne kaybettim? Bediüzzaman Said Nursi


(1) “Mü’min erkeklere söyle, bakışlarını indirsinler (haramdan sakınsınlar), ırzlarını korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Muhakkak ki Allah, yaptıkları şeylerden haberdardır.

Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini sakınsınlar, ırzlarını muhafaza etsinler, ziynetlerini açmasınlar. Görüneni müstesna. Başörtülerini yakalarının üzerine vursunlar, ziynetlerini açmasınlar. Ancak kendi kocalarına, kendi babalarına, kocalarının babalarına, kendi oğullarına, kocalarının oğullarına, kendi biraderlerine, kendi biraderlerinin oğullarına, hemşirlerinin oğullarına, kendi kadınlarına, kendi ellerindeki memlüklerine, ihtiyacı olmayan erkeklerden uyuntulara, henüz kadınların avretlerine muttali olmayan çocuklara, müstesna… Gizledikleri ziynetleri bilinsin diye ayaklarını da vurmasınlar, hepiniz Allah’a tevbe edin ey mü’minler ki felah bulabilesiniz.” (Nur Suresi 30-31)

(3) Kuran-ı Kerim | Mutaffifîn Sûresi 14.Ayet Meali

(4) Buhari, Tevhid 50; Müslim, Zikr 2, (2675); Tirmizi, Da’avat 142, (3598)

(5) Buhari, Rikâk, 38

One Comment so far:

  1. Kaan dedi ki:

    Kardeşim ellerine sağlık ,Allah razı olsun,hislerime tercüman olmuşsun,bu dönemin tehlikesinden sıyrılmak isteyenlerden biri olarak baya yerinde buldum yazını

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir