Hadis İnkarcısının Amacı Ne? – 2

Home  >>  Genel  >>  Hadis İnkarcısının Amacı Ne? – 2

Hadis İnkarcısının Amacı Ne? – 2

13
Eki,2017

0

Hadis ilmiyle uğraşanları yakından tanıtmakta fayda görüyorum. Bu insanlar nasıl insanlardı ki bu kadar ilmi ve hadisi aktarmada bu derece mükemmel bir başarı gösterdiler. Kendi nefsimizden ötesini idrak edemeyen bizlere göre bu zatların bizden farkları nedir?

“Evet, fenn-i hadîsin muhakkikleri, nakkadları o derece hadîsle hususiyet peydâ etmişler ki, Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâmın tarz-ı ifadesine ve üslûb-u âlisine ve suret-i ifadesine ünsiyet edip meleke kesb etmişler ki, yüz hadîs içinde bir mevzuu görse, “Mevzudur” der. “Bu hadîs olmaz ve Peygamberin sözü değildir” der, reddeder. Sarraf gibi, hadîsin cevherini tanır, başka sözü ona iltibas edemez.” (mektubat)

Hadis ilmiyle uğraşanları 3 kısımda inceleyelim:
El Hafız: 100.000 ve üstünde hadis-i şerifi ezbere bilen,
Hakim : 100.000 -300.000 hadisi ezbere bilen,
Hakim: Peygamber efendimiz (s.a.v.)’den aktarılan tüm hadisleri ezbere bilen kişilerdir. (Ahirzaman mehdisinin de özelliğidir.)
Biz ki 50 tane hadis’i ezberden say diye sorulacak olsa panikleyen insanlarız. Farkında mısınız? Onlardan, yüzlerden bahsetmiyoruz, binlerden milyonlardan bahsediyoruz. Ve bu öyle bir ezber ki; bazısı 1 cümle bazısı 3 sayfa olan hadisleri, kelimesi kelimesine, noktası noktasına hafızaya alan bir ezber. Üstelik bu hadis alimleri Kur’an-ı Kerim’i de ezberden bilen insanlardır. Sizce böyle bir ilme ve aşka sahip insanların bir tek hadisi eksik aktarmaları imkan dahilinde olabilir mi? Hadis nakleden isimlerden İmam-ı Ahmet Bin İbn-i Hanbel, 1. 000.000 hadis; Buhari, 500.000 hadis; İmam-ı Azam 500.000’den fazla hadis nakletmiştir. Başta Buhari ve Müslim gibi Kütüb-ü Sitte-i Hadisiye sahip olan Ebu Davud, Tirmizi, Nesai ve İbn-i Mace gibi dahi isimler söz konusu iken hadislerin kat’iyyetinden şüphe kalır mı? Üstelik Bediüzzaman hazretlerinin Mektubat adlı eserinde aktardığı bilgilere göre bu kişiler 50 sene boyunca yatsı abdesti ile sabah namazını kılacak kadar itaatkar insanlar. Sorarım! Biz yatsıdan sabah namazına kadar abdestli kalmak, hiç uyumamak ve ibadet etmek şartıyla kaç gece dayanabiliriz? 1 hafta demiyorum 50 sene diyorum. Doğru kıyas edelim lütfen.

“Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâma ait en küçük bir hareketi, bir sîreti, bir hali ihmal etmemişler. Ve etmediklerini ve kaydettiklerini, kütüb-ü ehâdisiye şehadet ediyor.” (mektubat) Yemeğe başlarken tuz ile başlamak gibi çok küçük bir ayrıntıdan tutun, yemek yerken nasıl oturulacağına kadar; uyurken ne tarafa döneceğimizden tutun, kapıdan çıkarken önce hangi ayağımızla çıkacağımıza kadar peygamber efendimiz(s.a.v)’i inceleyen, yanından ayrılmayan, her halini dikkatle gözleyerek kendi hayatlarında tatbik eden ve aktaran insanlardan bahsediyoruz. Hal Böyle iken, çıkıp haşa! o peygamber değildire kadar mevzuyu götüren insanlar hiç düşünmezler mi acaba? Peygamberi bu derece yakından takip eden sahabeler bir yanlış ya da yalanını görselerdi (peygamberlerde yalan yoktur!) peygamberlik davası son bulurdu.

“Hem Asr-ı Saadette, mu’cizâtı ve medar-ı ahkâm ehâdisi, kitabetle çoklar kaydedip yazdılar. Hususan Abâdile-i Seb’a kitabetle kaydettiler. Hususan, Tercümanü’l-Kur’ân olan Abdullah ibni Abbas ve Abdullah ibni Amr ibni’l-Âs, bahusus otuz kırk sene sonra Tâbiînin binler muhakkikleri, ehâdisi ve mu’cizâtı yazıyla kaydettiler.” (mektubat)

Abâdile-i Seb’a tabir edilen Abdullah ismindeki 7 sahabi: Abdullah İbn-i Abbas, Abdullah ibn-i Ömer, Abdullah İbn-i Mesud, Abdullah İbn-i Amr İbni’l-As, Abdullah İbn-i Selam, Abdullah İbni Ravaha, Abdullah İbn-i Ebi Evfa (Radiyallahu Anhum) tarafından tüm hadisler kaydedilip yazılmıştır. Ve aralarından Abdullah İbn-i Abbas ve Abdullah ibni Amr ibni’l-Âs tarafından 30- 40 sene sonra dahi binlerce tabiinlerle hadisleri ve mucizeleri kaydetmişlerdir. “Daha ondan sonra, başta dört imam-ı müçtehid ve binler muhakkik muhaddisler naklettiler, yazıyla muhafaza ettiler. Daha Hicretten iki yüz sene sonra, başta Buharî, Müslim, Kütüb-ü Sitte-i makbule vazife-i hıfzı omuzlarına aldılar. (mektubat)

Zamanla hadis-i şeriflere yalan karıştırmak isteyenler asr-ı saadette bahsettiğimiz münafıklar gibi, yine olmuş. Ancak Celaleddin Suyuti gibi allemeler uyku ile uyanıklık arası bir alem olan yakaza’da birebir peygamber efendimize “Bu hadis’i siz mi söylediniz?” diyerek tek tek tasdik ettirmiştir. “Sonra, ehl-i keşfin tasdikiyle, yetmiş defa Resul-i Ekrem aleyhissalâtü vesselâm temessül edip yakaza halinde onun sohbetiyle müşerref olan Celâleddin Süyutî gibi allâmeler ve muhakkikler, ehâdis-i sahihanın elmaslarını, sair sözlerden ve mevzuattan tefrik ettiler.” Böylece hadislere karışan ya da karışma ihtimali olan tüm kelimeler titizlikle ayıklanmıştır. Kur’an’ı Kerim’de müjdelendiği üzere dinini, nurunu tamamlayacak olan Rabbimiz; elbette Resulünün sözlerini sapasağlam ulaştıracaktır.

Öyleyse, Ben Kur’an-ı Tek kaynak kabul ederim diyerek fesat çıkartan Vahhabi zihniyetli insanlar bu ayeti kerime’de tanıdık bir şeyler görebildiniz mi? “Ey ehl-i kitap! Niçin hakkı bâtıla karıştırıyor ve bile bile hakkı gizliyorsunuz?” (Âl-i imrân, 3/71) İstediğiniz kadar akıl karıştırın, bu kale’yi çökertemeyeceksiniz, nafile!

“Allah ve Resulü bir meselede hükmünü verdiği zaman, bir mü’min erkeğin yahut bir mü’min kadının artık işlerinde başka bir yolu seçme hakkı yoktur. Kim Allah’a ve Resulüne isyan ederse, apaçık bir sapıklığa düşmüştür.” (Ahzab, 33/36) Bu ayetin devamında en güvenilir kaynaklar olarak bahsini ettiğimiz isimlerden de açıklık getirelim:
Allam İbnu’l-Vezîr: “Hz. Peygamberin hadisi(sözü) olduğunu bildiği halde onu inkâr eden kimse kâfir olur(bk. el-Avasım ve’l-kavasım, 2/274).

İmam Şafii: “Hz. Peygamberden hadis rivayet edenlerin sika(güvenilir) olması, o hadisin subutu(sahih olduğu) anlamına gelir”(el-Ümm, 10/107-İhtilafu’l-hadis bölümü)
İmam Ebu İshak b. Rahuye: “Hz. Peygamberden kendisine gelen bir haberin doğru olduğuna inandığı halde –hayatî bir zorlama olmaksızın- onu reddeden kâfir olur”

Suyutî; “Hadis otoriteleri tarafından sıhhatin şartı olarak kabul edilen kriterlere sahip olan bir hadisi inkâr eden kimse kâfir olup Yahudî, Hıristiyan ve diğer kâfir kafilelerle birlikte haş rolur” (bk. Suyutî, Miftahu’l-Cenne  fi’l-ihticaci bi’s-Sünne, s.14).
“Peygambere itaat eden Allah’a itaat etmiş olur. Kim bundan yüz çevirirse, seni öylelerinin üzerine muhâfız olarak göndermedik; sen ancak doğru yolu gösterip tebliğ etmekle mükellefsin.”(Nisa, 4/80)

Hayatını İslam’a hizmet etmekle geçiren bu büyük insanların dedikleride aynen ayetlerde söylendiği şekilde açıktır. Bilhassa mütevatir hadisler gibi sağlam haber hükmünde olan hadisleri inkar edenin dinden çıkacağı net bir üslubla belirtilmiştir. Ateşle oyun olmaz derler ya hani bende diyorum ki nurla oyun olmaz. Allah’ın nurundan bir nur ve kainatı onun için yarattım dediği kullukta zirve noktası bir insana hiçbir vicdan sahibi bu kadar haksızlık edemez. Makamı, ilmi seviyesi ne olursa olsun, Rabbim bu sapıklığa düşmüş kişilerle aynı ortamda bulunmaktan bile muhafaza eylesin. Değil mi ki Resulümü yalanlamış Rabbim fersah fersah uzak tutsun. Akıl, iman, hidayet nasip etsin. Kale’yi çökertmek için çırpınmak nafile, zira tek delil kur’an’dır ötesi tahrif olmuş diyenlerin ayetlerle ısrarla çelişmesi de bize gerçeği apaçık izah eder. Sizin maksadınız nedir, kime hizmet ediyorsunuz baki olan Allah’a mı? Fani olan kulların kirli oyunlarına mı? Elbette hesap günü gelecektir. O gün pek çetindir!
Bediüzzaman hz. dediği gibi : “Anlaşılmaz bir kitap muallimsiz olsa, manasız bir kağıttan ibaret kalır” Efendimiz ki bize bir rehber bir açıklayıcı olarak gönderilmiştir. Kur’an-ı Kerim’de bir çok meselenin detayı yoktur. Olsaydı -Allahu alem- belkide cilt cilt kitaplara dönüşecek ve bugün 1 kere okumaktan tembellik ettiğimiz kur’an-ı kerimi hiç okumayacktık. Ve ya tüm detayları var olduğundan üzerinde düşünmeyecek ve efendimizi MaazAllah hadis inkarcıları gibi görmezden gelecektik. Mesela Bakara Suresi 275. Ayette “Allah alışverişi helal, faizi ise haram kıldı” buyuruyor. Yaşayan Kur’an olan efendimiz bu ayetin tefsirini yapan efendimiz domuz eti, içki ve haram parayla alışverişten bizi men ediyor. Ayrıca Resulullah’ın,  şâri’ yani Kur’an’ı Kerim’de olmayan hükümleri koymak yetkisi vardı. Örneğin haram olan yiyecekler 2 ayeti kerime’de belirtilir. Ancak hiç biirnde eşek eti geçmez. Efendimiz ise Hayber’in fethi esnasında eşek etini haram ilan etmiştir.

“Kötülükte bulunanlar onlardır ki Allah’la ahdettikten sonra ahitlerini bozarlar. Allah’ın ulaşmasını emrettiği şeyi keserler, yeryüzünde bozgunculuk ederler. İşte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridirler.” (bakara-27) Evet yapılan bu hadis fitneleri ile maksadınız İslam dünyasına zarar vermek olsada en büyük zararı kendinize veriyorsunuz.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir