Namaz Kılmakta Zorlanıyor musun?

By | 16 Şubat 2015

        NAMAZ KILMAKTA ZORLANIYOR MUSUN ?

Namaz kılmakta zorlanan, Namaz kılmaya niyetlenen ve ilk defa NAMAZ kılmak isteyen kardeşlerim için muhteşem bir Risale-i Nur Sözler Köşkü sohbetini sizler için Fatih YAĞCI olarak yayınlıyoruz.

Namaz Kılmakta Zorlanıyor musun? Reçetesi Bu Sohbette

00.00 – Bismillahirrahmanirrahim

00:03 – Bir zaman sinnen, cismen, rütbeten, büyük bir adam, yani bir komutan, bana dedi…

00:10 – Kime diyor Serkan?

00:12 – Bediüzzaman Hazretlerine diyor ki:

00:15 – Çok dikkat edin.

00:16 – Namaz iyidir fakat her gün her gün beşer defa kılmak çoktur, bitmediğinden usanç, bıkkınlık veriyor.

00:28 – Bu cümleyi tekrar okuyorum, bakın ne diyor:

00:31 – Namaz iyidir fakat her gün her gün beşer defa kılmak, Muhsin, çoktur diyor demi, bitmediğinden usanç veriyor.

00:41 – Şimdi bakın Bediüzzaman nasıl değerlendiriyor olayı.

00:43 – O zatın o sözünden hayli zaman geçtikten sonra nefsimi dinledim, işittim ki aynı sözleri söylüyor.

00:52 – Neydi o sözler Ayhan abi?

00:54 – Namaz kılmak iyidir fakat günde beş defa kılmak nefse ağır gelir.

01:00 – Bitmediğinden de usanç veriyor demi?

01:03 – Şimdi bak Bediüzzaman kendi nefsinde dinliyor bunu: acaba benim nefsim de aynı sözleri söylüyor mu?

01:09 – Ona baktım gördüm ki, nefsime, tembellik kulağıyla şeytandan aynı dersi alıyor…

01:18 – Diyerek devam ediyor, yani acayip bir husus.

01:22 – Ne diyor nefis? Her gün her gün, yani bunu senin gözünde okadar büyük gösteriyor ki, artık şunu demeye başlıyosun:

01:30 – Ya bitmiyor ya, bitmediğinden usanç veriyor dedirttirmeye çalışıyor sana.

01:35 – Şimdi burada ders vermeye başlıyor, nefsimizi ikna edecek bir ders.

01:42 – Ey bedbaht nefsim! Acaba ömrün ebedi midir?

01:50 – Çok dehşetli bir soru.

01:52 – Ne diyordu nefis?

01:54 – Bitmediğindenden usanç veriyordu demi namaz? Her gün her gün beş defa beş defa… bak ne diyor: acaba ömrün ebedi midir?

02:00 – Yani ömrün sonsuz mu? Hiç kat’i senedin var mı ki, gelecek seneye, belki yarına kadar kalacaksın?

02:10 – Var mı böyle senedi olan arkadaşlar? Gelecek seneye kadar yaşayacağına dair bir senet alan, bir garantisi olan?

02:18 – Altı dakika sonra bir kalp krizi geçirip ölmeyeceğin husunda bir garantin var mı Recep?

02:26 – Hiç bir garanti yok!

02:28 – Arkadaşlar, üç dakika sonra bir deprem gelip, dokuz şiddetinde bir deprem gelip, hepimizin enkaz altında kalmayacağına dair elinde bir garanti olan var mı?

02:41 – Yok ya! Yani karşıdan karşıya geçerken noluyor? Adam ahirete geçiyor arkadaşlar.

02:47 – Hiç kimsenin zerre kadar bir garantisi yok elinde.

02:51 – Mesela Van’da ne oldu? Deprem oldu.

02:54 – İnanın deprem olmadan önce, yani üç dört dakika önce orada oturan insanlar sohbet eden insanlar, aynı bizim gibi muhabbet, sohbet, kahkaha… Nasılsın? Nasıl gidiyor? İşte yarın okulda ne var? Napcaz netcez? Gayet şen şakrak bir şekilde konuşuyorlardı.

03:11 – Üç dakika sonra gelecek ölümden tamamen habersiz, konuşuyorlardı. Ama bir senetleri yoktu.

03:18 – Bizim de bir senedimiz yok.

03:20 – Arkadaşlar, otuz saniye içinde ölebilirsiniz.

03:24 – Varsa bir tane senedi olan söylesin. Yok. Bak nefse ne diyor burada? Yani bitmediğinden usanç veriyor diyor ya, ona mukabil verdiği cevap:

03:31 – Yani elinde kat’i senedin var mı ki yarına kadar kalacaksın? Yok…

03:37 – Sana usanç veren tevehhüm-ü ebediyettir.

03:41 – Buna çok dikkat edin arkadaşlar, tevehhüm-ü ebediyet.

03:43 – Yani hepimiz biliyoruz ki: evet bir gün öleceğiz, buna itirazı kimsenin yok. Neden? Dünyaya gelen herkes ölmüş.

03:52 – Bende istisna olamam diyorum, ve ben de öleceğimi biliyorum.

03:55 – Ama bunu hayalimde ve alemimde yerleştiremiyorum. Yani ben hiç ölmeyecek gibi yaşıyorum.

04:03 – Buna tevehhüm-ü ebediyet deniyor.

04:05 – Mesela önümüzdeki hafta bir randevun olur, buluşalım gidelim sinemaya dersin.

04:09 – Bu randevuyu verirken bir hafta içinde ölebileceğin ihtimalini hiç düşünmessin. Zerre kadar aklına gelmez.

04:17 – Işte final haftasında beraber çalışalım dersin. Hiç ölüm aklına gelmez. Geleceğe dair ne planlar yaparsın… hiç.

04:24 – Hatta bir sene sonraya demi? Tatile şuraya gidelim, şöyle yapalım böyle yapalım… biletleri alalım. Hadi işte üç ay sonraya bilet alalım, uçak bileti ucuz oluyormuş.

04:33 – Hiç ölüm aklımıza gelmez.

04:35 – Işte buna tevehhüm-ü ebediyet deniyor. Hiç ölmeyecek gibi yaşamak.

04:39 – Mesela bakın: böyle orta yaşlı insanlar, ben gencim der. Yaşlılar da, ben orta yaşlıyım der. Çok yaşlılar da, ruhum genç der. Demi bu hep böyledir.

04:49 – Kimse bakıyom ulen kim yaşlandı diyom ya, hiç yaşlı yok piyasada.

04:54 – Napıyor nefis? Yaşlandığını kabul etmek istemiyor… tevehhüm-ü ebediyet var.

04:59 – Bu herkeste var arkadaşlar.

05:01 – Işte bu sözü söylettiren, namaz bitmiyor dedittirende, bu tevehhüm-ü ebediyet.

05:07 – Keyif için ebedi dünyada kalacak gibi nazlanıyorsun.

05:11 – Eğer anlasaydın ki, kime veriyor bu dersi serkan? Nefsine veriyor… Biz dinlerken kimin için dinleyeceğiz?

05:18 – Bediüzzaman işte kendi nefsine veriyor diye bir roman gibi mi dinleyeceğiz?

05:22 – Serkan nefsine vermessen bu dersten hiç birşey anlayamazsın.

05:25 – Şimdi bu sözleri kendine geliyormuş gibi düşün.

05:29 – Ya hiç kat’i senedin var mı gelecek seneye, yarına kadar kalacaksın? Yok!

05:32 – Keyif için ebedi dünyada kalacak gibi nazlanıyorsun.

05:36 – Eğer anlasaydın ki, ömrün azdır, hem faydasız gidiyor, elbette onun 24’ten birini hakiki bir hayat-ı ebediyenin saadetine medar olacak…

05:48 – Bir güzel ve hoş ve rahat ve rahmet bir hizmete sarf etmek, usanmak bıkmak şöyle dursun, belki ciddi bir iştiyak ve hoş bir zevki tahrike sebeb olur.

06:02 – Namaz kılmak arkadaşlar aslında çok büyük bir rahatlıktır.

06:08 – Yani böyle taş taşımak gibi, böyle bir vücut yorgunluğu getiren birşey de değildir.

06:12 – Namaz kıldın mı, manevi olarak rahatlarsın, huzur bulursun. Geceleyin yatarken, rahat uyursun.

06:19 – Yani bir borçlu insanı düşünün, sürekli borçları sıkıştırıyor Ayhan abi, işte borcunu öde, adam sokaktan rahat geçemiyor demi?

06:27 – E biz Rabbimize karşı borçluyuz.

06:29 – E bu borç içinde her an ölebilecek ihtimaliyle uyuyunca, uyanamama ihtimaliyle nasıl rahat uyuyabiliriz?

06:37 – İşte namaz kılınca insanın ruhu, vicdanı, kalbi çok rahat bir şekilde uyuyor.

06:44 – Ve namaz kılarken o kadar rahatlıyorsun ki, düşünsene…

06:47 – Bütün gün iş, finaller, ders, sıkıntı, stres, çek, senet uğraşıyorsun ve öğlen ezanı okunuyor.

06:55 – Gidiyorsun, mescide çıkıyorsun ve ellerini kaldırırken bütün dünyayı elinin tersiyle geriye ittiriyorsun, ve Rabbine yöneliyorsun, Allah-u Ekber diyerek.

07:09 – Bu nasıl bir duygu ya? Şimdi anlatırken tüylerim diken diken oluyor… bu nasıl bir duygu?

07:13 – Yani bir buluşma düşümün, mesela kim?

07:17 – Futbolla ilgilenen arkadaşlar kiminle buluşmak isteyecektir?

07:20 – Işte bir Lionel Messi’yle görüşsek bi sohbet etsek, bir kaç soru sorsam.

07:24 – Veya işte Arda Turan’la, sana bir randevu verse veya diyelim başbakan diyelim, sana bir randevu veriyor, birebir görüşme, Muhsin.

07:31 – Şurda, şu saatte, sende buluşmaya gitmiyorsun…

07:36 – Çok abes demi ya? Böyle yerin altına girersin ya. Başbakan seni cağırmış, hiç gitmemişsin.

07:42 – Arkadaşlar, başbakan, Arda Turan, Lionel Messi hikaye.

07:49 – Onları yaratan Rabbimiz bizi cağırıyor şu saatte, şurda ol diyor.

07:59 – Gitmemekle işte arkadaşlar, umrumda değil demek eş değer oluyor. Kimse kusura bakmasın.

08:08 – Yani insanın bazen haleti anlatır,bazen konuşması anlatır duygularını.

08:13 – Mesela ben diyebilirim ki: Emre seni sevmiyorum veya bunu hiç söylemeden Emre’nin istediği hiç birşeyi yapmassamda aynı manaya gelir demi?

08:22 – Bu hal ifadesidir, ağzınla söylemene gerek yok.

08:25 – Suratına tükürürsün mesela birisinin, seni sevmiyorum demeye gerek yok, yani onu ifade ediyor.

08:31 – Bizim de arkadaşlar, bu namazı terk etmemiz…

08:35 – Ezanin sesini duyuyosun…

08:37 – Noluyor orada? Hayallessalah diyor. Kimin emri? Rabbinin emri.

08:41 – Haydi namaza diyor!

08:43 – Umrumda değil. Beni çağırabilirsin Allahım, benim umrumda değil, daha önemli işlerim var. Derd-i maişetin, geçim derdinin işleri var, işim var gücüm var.

08:53 – Namaz çokta ilgi alanıma girmiyor demek oluyor halimiz.

08:59 – Kimsenin ağzı böyle birşey söyleyemez. Ben bile söylerken şimdi böyle korkarak söylüyorum bu ifadeleri.

09:06 – Ama, lisan-ı halimiz, bunları söylüyorsa Allah yar ve yardımcımız olsun.

09:13 – Şimdi okumaya devam edelim. Birinci ikazda ne anlattı?

09:18 – Dedi ki ömrün ebedi değil, kat’i senedin de yok, her an ölebilirsin, dolayısıyla hiç bitmediğinden usanç veriyor diyor ya, hayır diyor bitecek diyor.

09:27 – Bak işte Van’da ölen kardeşlerimiz şu anda namaz üzerlerine farz değil, artık bitti.

09:35 – Daha fazla kılmayacaklar. Bitti.

09:37 – Bizim de işte öleceğimiz ana kadar namaz bize farz.

09:41 – Ikinci ikaz!

09:43 – Ey şikemperver nefsim, midesine düşkün nefsim! Acaba her gün her gün ekmek yersin, su içersin havayı teneffüs edersin.

09:53 – Bak Şahin üç olay saydı. Bir neydi, yemek yersin, su içersin, havayı teneffüs edersin.

10:01 – Herkes bunu yapıyor, Muhsin bugün ekmek yedi. Siz su içtiniz, nefes aldık değil mi arkadaşlar?

10:08 – Bunlar usanç veriyor mu bize? Bıkkınlık veriyor mu? Yani üff kardeşim su su içmicem bıktım artık sudan diyen yok!

10:16 – Ekmekten bıktım diyen yok, nefes almaktan bıkmıyoruz, neden?

10:21 – Çünkü, ihtiyaç tekrarlandığından usanç değil, lezzet alıyoruz.

10:27 – Bunlar ihtiyaç olduğu için bize usanç vermiyor.

10:30 – Yani normal şartlar altında bir düşünsene Emre, çok sık yaptığın şeylerden sıkılırsın demi?

10:35 – Nefes almak kadar sık yaptığımız ne var? Çok az şey var demi?

10:40 – Yemek yiyoruz, su içiyoruz, bunları çok yapıyoruz. Ama bıkmıyoruz. Neden?

10:44 – İhtiyaç geldiği için, ihtiyaç tekrarlandığı için, bundan usanmak şöyle dursun, lezzet alıyoruz!

10:51 – Peki arkadaşlar… Melih, insan, maddiyattan ibaret bir varlık mı? Yoksa maneviyatı, ruhu var mı?

11:01 – Demi arkadaşlar? Şundan ibaret değilim ben, ruhum var, maneviyatım var.

11:05 – Peki maddenin gıdası yeme içme nefes alma gibi şeylerse, ruhun hiç mi gıdası yok?

11:12 – Hiç bir gıda almıyor mu?

11:14 – Alıyor arkadaşlar. Nedir o gıda, Ömer? Namaz…

11:22 – Tabi şu anda toplumda en sıklıkla görünen hastalıklardan birtanesi depresyon, bu tür böyle psikolojik hastalıklar. Belki sizde de az veya çok vardır.

11:31 – Yani böyle, bir sıkılıyorum ama hiç bir sebebi de yok ki dediğiniz şeyler olmuştur belki.

11:36 – Bunların sebebinin kaynağı namazdır arkadaşlar. Ruhun gıdasızlığı.

11:41 – Yani ruhumuzu aç bıraktığımız için, alarm veriyor. Ve buna gıdasını veremedikçe, bu sıkıntılardan kurtulmakta çok zor.

11:51 – Peki namaz kılanlarda bu depresyon olmuyor mu? Oluyor. Onlarda neden oluyor?

11:57 – Çünkü onların ruhları daha aç bir şekilde yaratılmış. Yani, o sadece namaz kılmakla olmaz.

12:03 – O teheccüd’e de kalkacak, Kur’an-ı Kerim de okuyacak. Yani Rabbi onun daha çok ibadet etmesi için, Cemal, ona o ihtiyacını daha fazla hissettiriyor.

12:12 – Ruhu daha fazla aç olduğu için, daha fazla ibadet etsin diye.

12:17 – Şimdi diğer bölüme geçelim, dördüncü ikaz’a.

12:21 – Ey sersem nefsim! Acaba, bu kulluk vazifesi neticesiz midir? Hangi kulluk vazifesi, Muhsin?

12:31 – Namaz! Neticesiz midir? Ücreti az mıdır ki, sana usanç veriyor?

12:38 – Halbuki, buraya dikkat edin arkadaşlar.

12:41 – Bir adam, sana birkaç para verse, veya seni korkutsa, akşama kadar seni çalıştırır, fütursuz, aksatmadan çalışırsın.

12:52 – Bakın burada çalışanlar var aramızda, bir kısmımızda yarın öbür gün çalışacak demi Ahmed abi, işe girecek.

12:59 – Patron ne diyor? Sabah sekizde geleceksin, akşam yedide gideceksin.

13:04 – Kalkıyorsun demi?

13:07 – Bir problem yok. Neden?

13:09 – Çünkü maaş alıyorsun, 900 lira, 1000 lira maaş alıyorsun.

13:13 – Sabahın yedisiyse tak diye kalkıyorsun.

13:16 – Rabbin diyor ki hadi namaz kıl.

13:20 – Ücret vereceğim… ne ücret verecek, Şahin?

13:25 – Sonsuz bir Cennet vereceğim diyor.

13:28 – Sabah namazına daha kalkamayanlar oluyor…

13:32 – Allah Allah, burada acip bir tezat var. Patron çağırınca kalkıyorum, zıpkın gibi.

13:37 – Rabbim çağırınca, yok. Beş dakika sonra kalkayım, on dakika daha bekleyeyim diyip, erteliyoruz ve hiç kalkamıyoruz.

13:46 – Bir problem var burada.

13:48 – Arkadaşlar! Neden böyle oluyor?

13:52 – Yani bunu açıkça söyleyelim.

13:54 – Burda nefsimizi PASPAS yapalım! Ayaklarımızın altına alalım!

13:58 – Ve diyelim ki, namaz kılmıyorsak, bunu söyleyelim nefsimize:

14:04 – Rabbim, ben okadar adi bir adamım ki, bir patron bana ayda 800 lira versin, ben her gün sabah sekizden akşam sekize kadar aksatmadan çalışırım. Hiç aksatmam!

14:21 – Sabahın köründe kalkarım, ne derse onu yaparım.

14:24 – Patronumun emirlerinden çıkmam! 800 lira, 900 lira için…

14:30 – Ama senin Cennet’in…

14:33 – İlgilenmiyorum… demekle eş değer olmuyor mu arkadaşlar?

14:38 – Yani bir mü’minin, inanıyorum diyen, Kur’an-ı Kerim’e inanıyorum diyen birisinin namaz kılmaması, bununla eş değer olmuyor mu?

14:46 – Niye 800 lira için sabahtan akşama kadar çalışıyorsun da, sonsuz bir Cennet için günde bir saatini bile ayıramıyorsun?

14:55 – Patron sekiz saat, on saat istiyor. Rabbin günde bir saat istiyor.

15:01 – Yani beş vakit namaz, bir saat… o hesap.

15:05 – Ama yok, yok… belki bu dersten çıkınca yine yok.

15:10 – Ciddi bir problem var arkadaşlar… neden böyle oluyor?

15:14 – Yani patronumuza, iş verenimize Rabbimizden daha mı fazla kıymet veriyoruz? Ki patronun verdiği 800 lira, kardeşim, fani.

15:24 – Bak Van’da bir sürü fani şey vardı. Adamın evinde LCD televizyonu vardı, Playstation’ı vardı bilgisayarı vardı, yeni almıştı, gıcır gıcırdı. Çizilecek diye ödü patlıyordu, noldu?

15:34 – Fani… Er ya da geç, her şeyin sonu bu.

15:37 – Hz. Ömer bir gün çöplüğün yanına gidiyor, Ömer, şöyle bakıyor, tefekkür ediyor.

15:42 – Başka bir sahabi geliyor diyor ki: “Napıyorsun ya Ömer?” diyor.

15:45 – Hz. Ömer diyor ki: “Her şeyin sonu dönüp dolaşıp bu çöpe geliyor, ona hayret edip bakıyorum,” diyor.

15:53 – Her şey çünkü fani, ama Rabbimizin vad ettiği Cennet, SON-SUZ!…

16:00 – Ey dünya perest nefsim! Acaba ibadetteki füturun ve namazdaki kusurun meşağil-i dünyeviyenin, dünyevi meşgalelerin, çokluğundan mıdır?

16:11 – Şimdi nefis ne dedi ben bu dersi anlatırken? Benim namaz kılmaya vaktim yok, işim müsait değil.

16:17 – Şimdi napıyor Bediüzzaman hazretleri, tabiri caizse, nefsi böyle köşeye sıkıştırıyor.

16:22 – Yani kaçacak bir delik bırakmıyor.

16:25 – Veyahut geçim derdinin meşgalesiyle vakit bulamadığından mıdır?

16:30 – Şimdiki cümleye çok dikkat edin.

16:32 – Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün vaktini ona sarfediyorsun?

16:42 – Zariyat Suresi 56. ayette diyor ki Cenab-ı Allah: “Ben insanları ve cinleri yalnız bana ibadet etsinler diye yarattım.”

16:53 – Sonra nefis yine böyle bir kıvırmaya başlıyor Emre.

16:57 – Diyor ki, eğer desen: Beni namazdan ve ibadetten alıkoyan, fütur veren, aksaklık
veren şeyler, öyle lüzumsuz şeyler değil.

17:06 – Geçim derdinin zaruri, mecburi işleridir.

17:11 – Bak yine kaçacak bir yer buldu demi nefis? Kabullenmek istemiyor.

17:15 – Şimdi bakın ne diyor:

17:17 – Eğer yüz kuruş bir gündelik ile çalışsan…

17:20 – Ne diyelim 20 lira bir gündelik ile çalışsan, biri gelse dese ki: gel 10 dakika kadar şurayı kaz, bir pırlanta ve bir zümrüt bulacaksın.

17:30 – 10 lirayla çalışıyorsun günde, bir pırlanta bulacaksın, hangi şartla?

17:35 – O işi bırakıp 10 dakika kazmaya gideceksin.

17:40 – Sen ona: yok gelmem çünkü 10 lira gündeliğimden kesilecek desen, nafakam azalacak desen, ne kadar divanece delicesine bir bahane olduğunu elbette bilirsin.

17:54 – Ya sonsuz bir Cennet var, bir de senin gündeliğinden kaç lira kesilecekse o var, ki namazı kılman demek işi bırakman manasına gelmiyor burda.

18:03 – Çünkü bak devamında ne diyor:

18:05 – Sen istirahat ve teneffüs vaktini ruhun rahatına, kalbin teneffüsüne medar olan namaza sarfetsen, diyor.

18:14 – Her işte bir yemek arası, bir öğle arası, en azından arkadaşlar bir tuvalet molası verilir değil mi?

18:22 – Yani her patron tuvalete gitmeye izin verir.

18:25 – İşte bizim de çalıştığımız işimizde veya okulumuzda şöyle bir on dakikalık ara bulsak gidip sadece farzını kılsak, öğlen namazıysa 4 rekatını kılsak..

18:35 – Çok mu zor arkadaşlar?

18:37 – Yani nefsimizle bir mücadele, o şekilde konuşuyorum yanlış anlamayın.

18:42 – Ki eğer çalıştığın iş namaz kılmana katiyen müsaade etmiyorsa şeran o işten ayrılman gerekiyor.

18:51 – Bunu biliyor muydunuz arkadaşlar?

18:53 – İstiyorsan 2000 lira al istiyorsan 10000 lira al, hiç farketmez.

18:57 – Namaz kılmana kesin bir mani varsa kılamıyorsan o işten ayrılman gerekiyor şeran.

19:03 – İster çoluğumun çocuğumun rızkı de ister başka bir şey de.

19:06 – Ben rızkı verenin Allah olduğuna inanıyorum.

19:09 – Sen patronun olduğuna inanıyorsan, seninle aynı dinden değiliz.

19:13 – Şimdi Üstad’ın bir cümlesi var okuyup bitireceğim:

19:18 – “Ey nefsim! Neden fedakarlıkta en geri kalmak istersin?”

19:25 – Lillahi teala El-Fatiha.

 

Anahtar: namaz, namaz sohbeti, namaz kılmak, namaz videoları, namaz kılmakta zorlanıyor musun, fatih yağcı sohbetleri, fatih yağcı kimdir, fatih yağcı biyografi, fatih yağcı namaz sohbeti, namaz kılmakta zorlanıyor musun, namaz kılmamak, namaz kılmamanın cezası, namaz kılmak ayetleri,

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir