Pasifiğe doğru yelken açıyoruz!

By | 22 Eylül 2014

Çare yardımlaşma ve kalkınma derneği ile birlikte kurban faaliyetleri için Filipinler yollarına düştük.

Uzun bir yolun ardından başkent Manilaya ayak bastık. Filipinler 105 milyonluk nüfusuyla %10’u müslüman olan bir adalar ülkesi. Onun dışındaki insanlar da hristiyan veya putperestlik gibi çeşitli dinlere mensup.

Önceleri ağırlıklı müslüman olan bu ada ülkesinin insanları, İspanyollar ve Amerikalılar tarafından sömürülerek silah zoruyla hristiyanlaştırılmış. Ve hala çok ciddi misyonerlik faaliyetlerine devam ediliyor. Hemen hemen her yerde, hristiyan okullarını görmek mümkün.

İnsanların ya çok zengin ya çok fakir olduğu, orta seviyede insanların az olduğu bir ekonomik yapıya sahip Filipinler. Hal böyle olunca sefalet eksik olmuyor elbette. Manila sokaklarında yürüken sağlı sollu yanımdan geçen bu çekik gözlü gençleri, çocukları görünce ister istemez durup düşünüyorum.

Okyanusun ötesinde binlerce kilometre uzaklarda imana susamış, şifa bekleyen hasta ama hastalığının teşhisini bile bilmeyen insanlar var. Durum şuna benziyor: Kan kanserinin tedavisini bulmuşum ve milyonlarca kanserli insanların içinde yürüyorum. Onlara anlatmak istiyorum kendi kanserimi bu ilaçla tedavi ettiğimi onları da edebileceğimi…

Dilleri farklı, dinleri farklı, kültürleri bambaşka insanları ikna etmek, hepsine ulaşmak istiyorum. Pasifik okyanusuna bakarken, ne kadar küçük olduğumu anlıyor, okyanusun bitmez tükenmez ufuk çizgisine bakınca da vazifemin ne kadar büyük olduğunu görüyorum. Ve dua ediyorum Allaha. İmana susamış bu insanlara ulaşmak gayesiyle uykularımı kaçırması için… Üstadım gibi diyorum: Nefis cümleden edna(alçak), vazife cümleden ala(yüksek).

Filipinlerde bulunduğum süre boyunca oranın insanlarıyla konuşup durumlarını anlayıp analiz ettim. Burada nasıl bir hizmet yapılabilir diye…

Her ne kadar gayr-ı müslim olsalar da, fıtratları İslama çok müsait insanlar. Şu anda dünyada en hızlı müslüman olma oranı bu ülkeye ait. Zaten tahkiki manada bir hristiyanlıkları yok. Görünüşte sıkı bir bağlılıkları var ancak içi boş. Böyle olunca, çok kısa bir süre zarfında bile bu insanları İslama ısındırabiliyorsunuz. Orada bulunduğumuz süre zarfında birçok şahadet getiren kardeşlerimiz oldu.

Hatta o kadar çok alıştık ki müslüman olanlara, Mustafa abim “dershaneye gidelim bu akşam ders var” dediğinde latife olarak şu cevabı veriyorduk.

– Abi şahadet varsa gidelim, yoksa bizi hiç uğraştırma..!

Çok ilginçtir, ülkede, çingenelerden, kabile reislerine kadar hemen hemen herkeste facebook profili var. Böyle olunca da kafamda şimşekler çaktı. Şu anda karşımda Filipinler haritası, ve kafamda yepyeni bir proje…

Pasifiğe doğru yelken açıyoruz…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir