Stres Çarkımı Tesbih Mi?

Home  >>  Genel  >>  Stres Çarkımı Tesbih Mi?

Stres Çarkımı Tesbih Mi?

11
Eki,2017

0


Bu dersin konusu tabii ki stres çarkı değil. Hayatımızla ilgili yaşamış olduğumuz bir takım stresler, …sıkıntılar var, endişelerimiz var geleceğe dair. Bunlardan nasıl kurtulabiliriz? Yani stres çarkı mı, tesbih mi? Bu iş nasıl oluyor? Bu aralar çok gündemde. Youtube bir giriyorsun, …stres çarkıyla ilgili o kadar çok video var ki. Tabii artık sağda solda baya geyikleri dönmüş. Onları araştırdım, baktım. Hani bizde bir huy vardır. Hemen bir şeyi gördük mü, …’Aaa ağabey tamam. Bu Amerika’nın oyunu.’ ‘Ağabey bunun arkasında başka bir şey var.’ ‘Bak tek göz var ağabey.’ ‘Bak bir gözünü kırptı şu kesin illimünati.’ Onun gibi bir şey yazmış birisi. Diyor ki; ‘Milli stres çarkımız olan tesbihimizi bize …unutturmak isteyen dış mihrakların …milletimize oynadığı oyundur.’ Biri demiş ki; ‘ziyarete gelen yaşındaki yeğenimin bana aldırdığı -annesine aldıramamış- …çok saçma olan alettir. O kadar saçma ki neden olduğunu bilmediğim sebeple …elimden bırakamadım. Ertesi gün yeğenimde oynayabilsin diye bir tane de ona aldık.’ ‘Hiç bir amacı yok elimden bırakamıyorum.’ demiş. Neden insanların hoşuna gidiyor? Gerçekten stres falan alakası yok yani. Tam tersine yapacağım derken stres oluyorsun, …kafayı yiyorsun falan. Ama hani biz elimizde bir şeyle oynamayı severiz ya, …o babda döndürüyor çocuklar hoşlarına gidiyor. Güzel bir şey. Stres atıyor mu? Atıyor mu stres bu? – Atmıyor. Atmıyor stres oluyorsun değil mi? Birisi de demiş ki; ‘Kendisini bizzat deneyimlemişliğim vardır. Gerçekten de işe yarıyor stres atma konusunda. -İşe yarayan da varmış.- Elinde bununla evin içinde dolaşan …sinirlerimi bozan bir kardeşim var. Kafasına fırlattım stres falan kalmadı. Yoksa başka bir şeye yaramıyor.’ Gerçekten enteresan şeyler var. Ama arkadaşlar ‘Stres çarkı mı tesbih mi?’ meselesinde Tesbih kullanan, tesbih hastalığı olanları bir görebilir miyim? Evet. Güzel. Kehribar mesela değil mi? Bu taşların bir takım hasiyetleri var. Nasıl mesela? Asprin neyden yapılıyor? Herhalde bir takım bitkilerden yapılıyordur. Değil mi? Onu toz haline getiriyorlar, kimyevi muameleye tabi tutuyorlar. Atıyorsun ağzına, …ve bir şekilde rahatlamaya başlıyorsun Allah’ın izniyle. Onun gibi bazı taşlarında, bir takım hasiyetleri var. İnsana temas ettiği zaman, Allah’ın izniyle şifa verebiliyor. Bununla ilgili çok derin ilimler var ve çok kitaplar yazılmış. Mesela akik taşını biliyorsunuz değil mi? Efendimiz(sav)’in zamanında da kullanılıyor. Kuvarst grubundan bir taş. Tene temas ettiğinde stres azaltmaya yarıyor. Hatta parmağa takılan akik yüzükleri görmüşsünüzdür. Parmağa temas etmesi önemli falan derler. Emitasyon mu? Olsun, o stres almaz tabii ama olsun. Burada durunca, Allah’ın izniyle sana temas edince …stres atmana vesile olduğu söyleniyor. Necef diye bir taş var. Dağ kristali deniyor. Duygusal dengeleyici bir özelliği var. Beyin fonksiyonlarını uyarıyor. Konsantrasyonu da arttırıyor. Hani tesbih diyince, ‘Ne var bunda ya?’ falan demeyelim. Amatist var, mor yakut. O da rahatsız eden düşünceleri yatıştıran bir şeymiş. Aynı zamanda da depresyona karşı kullanılan bir taş. Hani tesbih meselesi, taş meselesi boş bir şey değil. Bize atalarımızdan kalmış olan, stres çarkı bilmem ne …onunla bizi değiştiremezler değil mi Derin? Ama iyi sallıyorsun tesbihi. Senden Bağcılar semt ağabeysi olur. Ya bakın şimdi, …’stres çarkı mı tesbih mi?’ diyorlar. Bu taşın hasiyeti, özelliğini bir kenara bırakalım. Bak hacı ağabey, …Bağcılar semt oturuşu. Böyle yaylanacak ama. Şu an var ya …offf stres falan hiçbir şey yok. Bir de şuna bak. Ağabey oluyor mu gözünü seveyim. Stres çarkıymış. Ama ismini kim bulduysa çok akıllıca bir isim bulmuş. Pazarlama konusunda. Bir de tabii şu var arkadaşlar; …ikisini kıyasladığımızda…Yavaş yavaş meseleye giriyoruz. Tesbihin bir de manası var ağabey. Ne diyoruz çekerken? ‘SubhanAllah, Elhamdulillah, Allahu Ekber.’ Bu manalara yoğunlaşıyorsun. İşte bu tesbiherin manasına yoğunlaştığın zaman… Konumuz neydi? ‘Bu hayatın sıkıntısından, stresinden nasıl kurtulacağız ağabey?’ Buydu değil mi? İşte SubhanAllah dediğin zaman, Allahu Ekber dediğinde, Elhamdülillah dediğinde …o manaya biraz dalabildiğinde …insanı inanılmaz rahatlatıyor …ve sıkıntısını, stresini, endişesini alıyor. Askerdeyken çok zor bir dönem yaşadım hayatımda. İstemediğim çok fazla şey oldu. Birazda özgürlüğüme çok düşkün olduğum için …orada kaldıramadım bir takım şeyleri. Namaz kılıyorum, ağlıyorum, sızlıyorum …böyle çok duygusal bir insan oldum. Annem biraz meseleden haberdar olunca …bana dedi ki; ‘Oğlum bir tesbih var onu çek.’ dedi. Zannedersem şu şekildeydi; ‘Hasbiyallahu lâ ilâhe illâ Hû, …aleyhi tevekkeltu ve Huve rabbül arşıl azîm’ Bunu bir çekmeye başladım ağabey. Stres çarkı nedir? İşte orada anlıyorsun yani. İnanılmaz rahatlamaya başlıyorsun. Ondan başka ilah yoktur. ‘…aleyhi tevekkeltu ve Huve rabbül arşıl azîm.’ Aleyhi tevekkeltu.. O’na tevekkül ettim. Çünkü O ‘…rabbül arşıl azîm’ Yani arşı azimin Rabbidir. Ağabey güvenirsin birisine …mahalle kavgasına girersin. Ne oldu? Gidersin öcünü alırsın. Peki neye göre güveniyorsun? Güçlü. Peki ağabey bir de şu güce bakar mısın? Dayandığın güce bakar mısın? Tevekkül ettiğin güce bakar mısın? Arş-ı azimin Rabbi olan Allah’a dayandım. Ona güvendim dediğin zaman …çok büyük bir güce dayandığını …ve tevekkül ettiğini hissediyorsun. Peki arkadaşlar sizce hayatta stres yaptığımız şeyler nelerdir? Bir bilgi almak istiyorum. Herkes konuşabilir. El kaldırarak. – Üniversite sınavı. Üniversite sınavı stresi. Başka? TEOG sınavı. Evli ağabeyler çekinmeyin kamera sizi çekmeyecek. Başka? Eve geç kalacağım, hanım ne diyecek? Sizden mi geldi ağabey o? – Bende tam onu söyleyecektim. Ciddi misin? Ağabey yapma gözünü seveyim. Sakalların ağarmış. Başka var mı ağabey?

Şunu stres yapıyoruz biz diye? Geçim sıkıntısı. Eğer söylemekte çekindiğiniz bir şey varsa …şöyle söyleyin, bir arkadaşım var o şöyle oldu falan …şeklinde söyleyebilirsin. Herhalde geçim sıkıntısı başı çekiyor değil mi? İşe girmem lazım, para kazanmam lazım, …çoluğun çocuğun rızkı, sıkıntı, stres. Yani yarın ne olacak endişesi. Yaş kaç kardeşim? Ne olacak senin bu halin? Çocuk direkt strese girdi. Buyur kardeşim. Ne olacak? Beş sene sonra ne olacak, nereye geleceksin? Hiç düşünmedin mi bunu? Ne diyorsun canım? Ne oluyor sınavdan kötü not alacağım diye stres yapıyor musun? Al. Çocuğun derdi bu. Ağabeyciğim çok sıkıntılarımız, streslerimiz var. Ve çok ilginç bir şey yapacağız birazdan. Şok olacaksınız. Geleceğe dair sıkıntılara biz stres diyoruz. Hayatınızda en çok stres yaptığınız dönemi hatırlayın. Neydi? Zor. Kafayı yiyorsun. Ne olacak? Ne bitecek? Ya kaydırma yaparsam? Gel kardeşim. Enteresan bir şey yapacağız. Şimdi dostum senden bir ricada bulunacağım. Arkadaşlar bu su, …ağırlık olarak sizce ne kadar? …diye tahmin isteyeceğim. ve katlarını söylüyorsunuz. , , , . Sizce bunu ağırlığı ne? Söyle bakalım. gram dedi. . . Yok doğru değil. Söyle. – . – . – . , yok değil. Hiç bilen yok. Neyse devamında cevabı vereceğim ve şok olacaksınız. Senden bir şey istiyorum. İsmini söyle herkese. -Burak. Burak bu şişeyi şöyle tutacaksın. Tamam mı? Ama alsa ve kat’a…Tam paralel, ne aşağı ne yukarı. Asla ve kat’a o şişeyi yere indirmeyeceksin. Şöyle bile yapmayacaksın. Tamam mı? Ben diyene kadar. Burada bir hikaye var. .Söz’de anlatılıyor. Lütfen hikayeye çok güzel odaklanalım. Tamam mı ağabey? “Vaktiyle iki adam, hem bellerine, hem başlarına …ağır yükler yüklenip, büyük bir sefineye (gemiye) …birer bilet alıp girdiler. Tamam mıyız ağabey? Başına ve sırtına yük alan iki adam. Birisi, girer girmez yükünü gemiye bırakıp, …üstünde oturup nezaret eder (başında durur). -Ama dikkat et gemiye bıraktı yükünü- Diğeri, hem ahmak, hem mağrur olduğundan, …yükünü yere bırakmıyor. -Gemiye binmiş hâlâ sırtında- Ona denildi: “Ağır yükünü gemiye bırakıp rahat et.” O dedi: “Yok, ben bırakmayacağım. Belki zayi olur. Ben kuvvetliyim; malımı belimde ve başımda muhafaza edeceğim.” -Güvenmiyor, gemi sahibine güvenmiyor.- Yine ona denildi: “Bizi ve sizi kaldıran şu emniyetli sefine-i sultaniye …daha kuvvetlidir, daha ziyade iyi muhafaza eder. Belki başın döner, yükünle beraber denize düşersin. Hem gittikçe kuvvetten düşersin. Şu bükülmüş belin, şu akılsız başın, …gittikçe ağırlaşan şu yüklere takat getiremeyecek. Kaptan dahi, eğer seni bu halde görse, …ya divanedir diye seni tard edecek; …ya “Haindir, gemimizi itham ediyor, …-gemimiz sağlam değil diyor gemimize güvenmiyor.- …bizimle istihzâ (alay) ediyor. Hapsedilsin” …diye emredecektir. Hem herkese maskara olursun. Çünkü, ehl-i dikkat nazarında zaafı gösteren tekebbürünle (gururunla), …aczi gösteren gururunla, riyayı ve zilleti gösteren tasannuunla …kendini halka müdhike yaptın. Herkes sana gülüyor” …denildikten sonra o biçarenin aklı başına geldi. Yükünü yere koydu, üstünde oturdu. …”Oh, Allah senden razı olsun. Zahmetten, hapisten, maskaralıktan kurtuldum” dedi. Konu ne sizce burada? Nereye bağlanacak? Stresin çözümü olarak Bediüzzaman neyi önerecek Suat ağabey? Tevekkülü. Yani, tevekkül ne demek? Allah’a güvenmek, Allah’a dayanmak demek. “İşte, ey tevekkülsüz insan! Sen de bu adam gibi -gemiye yükünü bırakmayıp …sırtında tutmaya çalışan adam gibi- …aklını başına al, tevekkül et. Tâ bütün kâinatın dilenciliğinden …ve her hadisenin karşısında titremekten …ve hodfuruşluktan ve maskaralıktan …ve şekavet-i uhreviyeden …ve tazyikat-ı dünyeviye hapsinden kurtulasın.” Yani arkadaşlar gelecekle ilgili endişe duyuyoruz. Ne olacak? Ne bitecek? Uygun kişiyle evlenebilecek miyim? Ya yanlış kişiyle evlenirsem? Şöyle olacak, böyle olacak. Sınavı kazanacak mıyım? Off! Kafayı yiyorum. Arkadaşlar! Bunu düşününce geçmiyor. Bu stresini artırıyor. Neden Allah’a güvenmeyi, …neden Allah’a tevekkül etmeyi denemiyorsun? Lütfen dik tut. Tam paralel olacak. Neden Allah’a güvenmeyi denemiyorsun? Zorlanıyor musun? Devam et, bırakmayacaksın. Devam edeceksin. Acaba her şeyin kontrolü elinde olan bir güce inanmıyor musun? Veya Allah’ın vasıflarında mı hata ediyorsun? Yani Allah haşa kainatın bir tarafını idare ediyor, Allah benimle mi meşgul olacak? Kardeşim! Allah kainatın kilometrelerce dibindeki, …denizin dibindeki balığın rızkını bile düşünüyor. Aklından geçen ne ağabey?

İşte Allah onu biliyor. Yedi milyar insanın aklından fikrinden geçen niyeti ne? Buraya neden geldin kardeşim? Allah hepsini biliyor. Böyle bir sonsuz güce inanıyoruz! Zaten ona Allah dememizin sebebi de bu. Sonsuz güç sahibi. O zaman her şey onun elindeyse, … bütün kontrol onun elindeyse …senin başına gelen olay veya gelebilecek olan olay …Allah’ın haberi olmayan bir olay olmayacak. Allah izin verecek ki o olay gerçekleşecek. Belki senin için hayırlı belki hayırlı değil …belki de olmayacak. Ama diyeceksin ki; ‘Rabbim ben sana tevekkül ediyorum. Ben vazifemi yaptım. Bütün hazırlıklarım tamam. Bundan sonra girerim sınava …istersen beni mağlup edersin …çok rezil bir sonuçla çıkarım. İstersen de beni galip edersin. Biz buna ne diyoruz biliyor musun? Allah’ın vazifesine karışmamak diyoruz. Eğer Allah’ın vazifesine karışırsan Gayretullaha dokunup, iş çok daha kötü bir vaziyete gelebilir. Ne hissediyorsun kardeşim? Çok kasıldı şu an. – Uyuştu. Bir şey soracağım. İlk aldığında kaç kg’dı sence? Tahminin neydi? İlk sana sorsaydım eğer ne derdin? gram, gram. – . Peki şu anda kaç kilo? , , . Olabilir, evet. Peki biraz daha beklersen ağırlaşacak mı? – Evet. İndir ve rahatla. Al hemen hadi git. Şimdi arkadaşlar sorunun cevabını herhalde anladınız. Kaç kg? Ne kadar ağırlığı var? Ne kadar tutacağıma bağlı. Cevap bu. Yani dk tutarsan gram, …eğer dk tutarsan -atıyorum- gram, …eğer ben bunu saat tutacağım dersen …bu kg oluyor. Atıyorum normalde gr. Bak kg, kg ya dönüşüyor. Aslında hiçbir şey yapmıyoruz. Tutmamıza rağmen. İşte stres yapınca, Allah’ı ittiham edince, …’Ne olacak? Ne bitecek? Aman aman.’ diye düşününce …eğer bu stres bir kere aklına geliyor gönderiyor, geçiyorsan… Geldi aklına, ‘Ne olacak?, İşte yanlış kişiyle evlenirsem, hayatım berbat olacak.’ vs …aklına geldi sen de gönderdin, ehemmiyet vermedin, …önem vermedin. Ne oldu biliyor musun? gramdı ve hâlâ gram bıraktın. Ama dedin ki ikinci gün; ‘Ne olacak? Ben bu işin içinden çıkamıyorum. İşte şöyle bir nasip çıktı, ya olursa ya olmazsa…’ …sürekli sıkıntı. Allah’ı ittiham eder derecesinde …sürekli ‘Ne olacak? Ne bitecek?’ …kendini paralama, sıkıntı, stres… Devam edersen bu işe önem verirsen kardeşim Aynı musibet, aynı sıkıntı, sana kg oldu. Kaldırabilir misin? kg oldu. kg oldu. Kafayı yiyip depresyona girmenin sebebi bu. Belki de bir takım insanların intihar etme sebebi bu. Aynı yük, gramlık dert oldu sana kg. Kaldıramıyorsun, altında eziliyorsun. Ve belki de hayatına son vermek istiyorsun. Yani durumlar böyle. Ne diyor? Vesvese risalesinde geçen bir düsturu uygulayalım. Ehemmiyet vermeyeceksin. Ehemmiyet neydi? Önem. Ehemmiyet verdikçe ne olur ağabey? Şişer. Ehemmiyet vermezsen ne olur? Söner gider. Peki bitti mi şu anda stres? Bir kaç tane daha formülümüz var ağabey. Şurada anlatılan bir hakikat var. ‘Endişe-i istikbal’ diyince akla stres gelebilir. “Meselâ, endişe-i istikbal (gelecek endişesi)…” Ne endişen var ağabey gelecekle ilgili? İş. Senin gelecekle ilgili bir kaygın var mı? ‘Şu ne olacak? Nasıl olacak? Nasıl yapacağız?’ dediğin. Okul. Bu yaşta çocuğu strese sokan… Bütün TV kanallarına sesleniyorum. Bu çocuğu strese sokmayın! Al kardeşim, al tesbih kalmadı. Derin, ne var sıkıntı stresin, gelecekle ilgili bir kaygın? Sınav. Allah’ım, Ya Rabbim! Çok küçük yaşta… Yani stres çarkının neden tuttuğunu buldum arkadaşlar. Bu kardeşlerimizin neden çok kullandığını buldum. Bu çocuklar geriliyor, bunlara yardımcı olun. “Meselâ, endişe-i istikbal hissi herkeste var. Şiddetli bir surette endişe ettiği vakit …bakar ki, o endişe ettiği istikbale …yetişmek için elinde senet yok.” “Hem rızık cihetinde bir taahhüt altında -Allah rızkımızı garanti etmiş- …ve kısa olan bir istikbal, o şiddetli endişeye değmiyor.” Peki ağabey ne yapacağız? Kardeş! Endişe-i istikbal hissini kaldır çöpe at demeyeceğim. Stresini çöpe at demeyeceğim. Sadece yönünü değiştir. Yani; “Ondan yüzünü çevirip, kabirden sonra …hakikî ve uzun ve gafiller hakkında …taahhüt altına alınmamış bir istikbale teveccüh eder.” Yani stres yapmak istiyorsan, …endişe-i istikbal istiyorsan, …gelecek kaygısı duymak istiyorsan, …neyin kaygısını duuyacaksın kardeşim? Kabir, ahiret. Yani ‘Cehennem’ denilen dehşetli, bir yer var. Acaba oradan kurtulabilecek miyim? Cennet’e girebilecek miyim? Rabbim’i razı edebilecek miyim? Kabir azabından kurtulabilecek miyim? Bu tarz şeyleri istikbalde endişe yaparsan, …ne yaparsın ağabey? Derse çalışırsın değil mi? Ama Allah endişe-i istikbal hissini bunun için vermişken …biz onun için değil de çok saçma sapan şeyler için …bu endişe-i istikbal hissini kullanıyoruz. Gerek var mı? Yok. “Peki stresle başa çıkmak istiyorum ağabey.” “Bu işin manevi yönü dışında maddi olarak uygulayabileceğimiz şeyler var mı?” Var kardeşim. Bir tanesi, derin nefes almak diyor uzmanlar. Derin nefes almanın şöyle bir olayı var, oksijen aldığın için stresi azaltmana beynin konsantre olabilmesine faydası oluyormuş Murat derin nefes aldığında. Yani işte oksijen… Hani beyne kan gidiyor diyorlar ya. Beyne oksijen gidince insan böyle biraz rahatlıyormuş. Hatta deneyebilirsiniz. Çekiyorsun ağabey, sonuna kadar çekiyorsun burnundan saniye duruyorsun, yavaşça ağzından salıyorsun. Dene ağabey. – Ağabey, oksijen yok şu an. Oksijen yok, ayak kokuyor. Yani ben bunu denedim. Arka arkaya beş on kere bunu yaparsan yani fiziksel olarak çok ciddi rahatlıyorsun. Hatta meditasyon yapanlar, satanistlerin meditasyonlarında da var bu. Derin nefes alıp çekiyorsun ağabey beş kere arka arkaya bunu yaptığında, günde beş kere yaptığında fiziksel olarak seni böyle biraz rahatlatıyor. İkinci olarak ağabey, eşiniz, dostunuz, tanıdığınız birisi varsa böyle bir masaj yaptırıp fiziksel olarak biraz rahatlayıp kendinize gelebilirsiniz. Uzmanların tavsiye ettiği üçüncü şey, doğal yerlere gidin. Ağabey çok streslisin, sıkıntılısın, gittin kız istemeye kızı verecekler mi vermeyecekler mi cevap bekliyorsun kafayı yiyorsun ne oldu diyorsun mesaj atamıyorsun ters tepecek diye korkuyorsun. Murat ağabeyin işte bir yere parası yatırıldı ne oldu işte çek gelecek, geldi mi gelmedi mi… Kardeş. Çık dışarı, deniz kıyısına. Hani böyle dalga seslerinin kıyıya vurduğu köpüklerin gözüktüğü yerler var ya, şelaleler var ya. Git oraya ağabey. Böyle bir ses var ya ya şu an böyle biraz rahatladık bile değil mi? Uzmanların diğer tavsiye ettiği şey, maddi olarak, Mesela bir yerden haber bekliyorsun. Haber gelene kadar hayat sana ızdırap oluyor. Git masa tenisi oyna, ne bileyim şunlarla takıl. Beşinci ve son şey, diyor. Yani gözünü kapatıp birtakım hayaller kur diyor. Biz bunu deneyeceğiz. Güzel bir yere gidelim mi birlikte, var mısınız? Ne tarafa gidelim? Birazdan gözünüzü kapattırıp size hayal kurduracağım. Ne tarafa gitmek istiyoruz ağabey? İstanbul? Alıyormuşum sizi İstanbul trafiğine sokuyormuşum. Kabe’ye gitmek isteyen var. Tamam şöyle yapalım ağabey, evet, ışıkları kapatalım canım. Şimdi herkes gözleri bir kapatsın. Stresten arınmak için güzel bir hayal kuracağız. Uzmanlar tavsiye ediyor, ben biraz daha geliştireceğim onu. Gözler kapandı şu anda. Sohbettesin kardeşim. ve birisi diyor ki: “Ya arkadaşlar, çok stres, çok sıkıntı olduk, dışarı çıkalım, güzel bir yere gidelim kafamızı biraz şöyle bir dağıtalım” diye bir teklif geldi. Ve – kişi buradan toplandın kardeşim, vurdun gidiyorsun İstanbul’un kumsalı olan sahillerine doğru yola çıktın, bir çılgınlık yapalım dedin. Dışarı çıktın. İstanbul’un trafiği, İstanbul’un sıkıntısı, bu dertlerinden tamamen uzaklaşıp rahatlamak istiyorsun. Gidiyorsun, çadırını kuruyorsun, ertesi gün oluyor, arkadaşların ateşi yakmış kahvaltıda kumpir var. Atıyorlar közlerin içine kumpirleri, patatesleri, çıkartıyorlar güzel bir şekilde tereyağlı kaşarlı bir şekilde, lüp lüp lüp götürüyorsun, bir yandan da denizin kıyısında olduğun için kahvaltında denizin ufuk çizgisini görüyorsun ve çok rahatlıyorsun.

Bir yandan dalga sesleri geliyor, köpükleri görüyorsun bembeyaz. Alabildiğine ufuk çizgisi uzuyor ve rahatsın, kafanda hiçbir şey yok. Stres yok, sıkıntı yok. Sevdiğin dostların, kankaların, arkadaşların var. Beraber sabah namazını kılmışsınız, öğle namazını beraber cemaatle kılıyorsunuz, kıble denize doğru Kabe tarafı ve sen denize doğru öğle namazına duruyorsun elinin tersiyle bütün dünyayı geriye doğru ittirip “Allahu Ekber!” diyorsun ve Rabbine yöneliyorsun ve Rabbinin yakınlığını sımsıcak olarak kalbinde hissediyorsun. Namaz kılarken, öğle namazı, sessiz.. Dalga seslerini işitiyorsun.. Rahatladın, kafan rahat, dostların her şey on numara. Öğlen, ikindi, akşam derken hava kararıyor. Birisi diyor ki: “Bir çılgınlık yapalım mı?” “Evdekilere haber verelim, ister kabul etsinler, ister etmesinler.. Biz bu gece çadırlarımızda takılalım, bir çılgınlık yapalım” diyorsun. Yüzüyorsun, kulaç atıyorsun, kolların yoruluyor. O gün ay yok! O gün gökyüzünde yıldızlar berrak bir şekilde çıkmış! Sonra diyorsun ki: “Hadi kumsalda biraz yatalım.” Evet senden bahsediyorum kardeşim.. Sırt üstü yatıyorsun hafif bir esinti var. Ne üşütüyor, ne sıçak basıyor. Saçların hafiften dalgalanıyor. – kişi semaya bakarak muhabbet ediyorsunuz. Ve Rabbinin azamet-i kudretini görüyorsun. Bütün bu yıldızları yaratan, bütün bunların bu güçlü ışıklarını ve dünyayı güneşin etrafında döndüren, bin km hızla döndüren ve bütün bu küreleri idare eden aklından geçeni, karıncanın rızkını hepsini idare eden sonsuz bir gücün senin kalbinde olduğunu ve seninle konuştuğunu ve seni yalnız bırakmadığını seni muhatap olarak her namazında kabul ettiğini hatırlıyorsun ve rahatlıyorsun. “Ey Rabbim! Senin gibi bir güce kul olmak ne büyük bir şereftir” diyorsun. Arka taraftan bir arkadaşın telefonla oynuyor ve Kur’an-ı Kerim okuyor. Ve rahatlıyorsun.. Hâlâ gözlerimiz kapalı. Rabbini düşünüyorsun. Rabbini hatırlıyorsun.. Ve bir anda hataların, kusurların geliyor aklına. Evet, bu çok yüce bir Rab! Evet, bu kainatı idare eden ve seninle meşgul olup seni muhatap olarak kabul eden bir Rabbin var senin ama hayat serüvenini hatırladığında, geçmişine baktığında bir takım hatalar yaptığını fark ediyorsun, tıpkı bir babanın oğlunu kötü bir alışkanlıkla, bir sigarayla yakaladığı zaman çocuğun hissettiği utanç duygusu gibi Rabbine karşı utangaçlık hissin beliriyor. “Ben böyle bir güce kul olmaya layık mıyım?” diyorsun kendi kendine. Ben bu dünyaya aslında sadece Rabbimi tanımak için geldim ama Rabbimi tanımak dışında her şeyi yapıyorum. Ne Kur’an’ı okudum bitirdim, ne Kur’an’ın manasını ifade eden tefsirleri, Risale-i Nur gibi kitapları okumakla meşgul oldum. Ben dizilerle haftalarımı geçirdim. Salı günü şu dizim var, çarşamba günü şu dizim var, perşembe günü şu dizim var ama biri gelip: “Kur’an-ı neden okumuyorsun kardeşim?” dediğinde “Vaktim yok” diyerek defalarca farkında bile olmadan yalan söyledin. Ben Allah’ı tanımak dışında her şeyle uğraştım ama ben her türlü günaha girdim ama Rabbim beni bırakmadı, Rabbim beni terk etmedi Rabbim bana darılmadı ki, hâlâ O’nu düşünbilecek bir akıl bana vermiş. Beni helak etmemiş. Beni helak etseydi eğer hiç kimse gıkını çıkaramazdı. “Beni niye helak ettin, ben bunu hak etmiyorum” diyemeyecek kadar bile “berbat bir hayatım vardı” diyorsun kendi kendine. Günahlarla dolan sokaklar var.. Yaz ayları geliyor arkadaşlar, artık sokaklar haram kokacak. “Bu haramlara bakmayacağım Rabbim” diyorsun, “Bundan sonra senin rızan ne ise ben onun peşinde koşturacağım” Sen böyle bir güçken, sen en ufak bir hatamda bile beni helak edebilme yetkisine sahipken, bütün bunları yapmadın. Rabbim senin affı mağfiretine sığınıyorum. Beni affedeceğin gün için ellerimi açıyorum ve artık beş vakit namaz kılacağım, dört vakit değil! Sabahsız bir beş vakit değil! Ben beş vakit namazımı istikametle kılacağım. Ve şeytanın bacağını kıracağım. Bütün hayatım boyunca – bin lira için günde saat çalışmayı kabul ettim ama sonsuz bir cennet için Allah bir saat namaz kıl dedi ben bunu bile kabul etmedim. Ben bunu bile uygulamadım. Şeytan resmen benimle dalga geçiyor! Benimle alay ediyor. Beni enayi yerine koyuyor ben artık buna izin vermeyeceğim. Rabbim ben artık o sokaklardaki haramlara bakmayacağım! Sen beni her an görür ve gözetirken, sen bana bakarken, ben nasıl haram sevdalar peşinden koşturabilirim, haramlara bakabilirim? Allah’ım ben artık sana ihanet etmeyeceğim. Ben Resulü Ekrem (a.s.m.)’a ihanet etmeyeceğim. Ben bu davaya ihanet etmeyeceğim. Alem-i İslam’da, Suriye’de kardeşlerim benim yardımımı beklerken ümmet bilincini beklerken ben karıların kızların peşinden koşturarak bu davaya ihanet edersem kendimi çok şerefsiz hissederim. Ben bunu yapmayacağım Allah’ım. Nefsime yenik düşmüş olabilirim ama sen bizim tövbe etmemizi istiyorsun. Sen diyorsun ki: “Rahmetim gazabımı geçmiştir.” Sen diyorsun ki Allah’ım hadisi kudsi’de: “Kulum bana bir adım atarsa, ben ona on adım atarım. Kulum bana yürürse ben ona koşarım” buyuruyorsun Allah’ım. Ben Sana on adım atmayacağım, ben Sana yürümeyeceğim, ben Sana bundan sonra koşacağım Ey Rabbim! Artık Allah’a, Resule, alem-i İslam’ıın davasına ihanet etmeyeceğim. Suriye’de bacılarımıza tecavüz edilirken, Suriye’de bacılarımız karınlarında Amerikanın askerlerinin çocuklarını taşırken, bu ızdırap varken, bu zulüm varken Filistin’de ben nefsini düşünen, karı-kız peşinde koşturan birisi olmayacağım. Ben namazlarımı istikametle kılan, Kur’an-ı istikametle okuyan, Kur’an’ın manasını ifade eden tefsileri, Risale-i Nur gibi kitapları bütün gün okuyarak, meşgul olarak bu alem-i İslam’ın davasına yardım edeceğim, koşturacağım, mücadele vereceğim elimden ne geliyorsa. Maddi manevi yardım edeceğim. Kardeşim, duaların makbul olduğu zaman özellikle namaz sonrası.. Yoksa alem-i İslam’da acı çeken kardeşlerine gidecek bir dua’n bile olmadı mı bugün? Hadi dün! Hadi evvelsi gün! Tekrar sahildesin, tekrar semaya bakıyorsun, Rabbini düşünüyorsun.. “Üç kuruşluk dünya menfaati için ahiretimi dünyaya satmayacağım Allah’ım!” diyorsun. Aslanlar gibi namazımı kılacağım! Aslanlar gibi davaya sahip çıkacağım! Senin yolundan gittiğim için Allah’ım stressiz bir dünya, stressiz bir kabir hayatı ve inşâAllah stressiz bir cennet hayatına sahip olacağız. Ve Allah’ım, eğer olurda bu mücrimi, bu günahkarı bir gün cennetine alırsan orada peygamberler var görmek istediğim Allah’ım. Semaya bakıyorsun, yıldızları seyrediyorsun, unutma kardeşim. Orada görmek istediğim Yusus peygamber var, suretini çok merak ediyorum. Adem (a.s.) var, ilk insan. Onu görmek, ona sarılmak istiyorum. Musa (a.s.) var. İsa (a.s.) var. Ona o zulme uğrayan peygambere sarılmak istiyorum! “Biliyor musun Ey İsa (a.s.), ben senden sonra gelen Hz. Muhammed (a.s.m.)’ın ümmetiyim.” “Ve senin elinden gelen ve Muhammed (a.s.m) ile devam eden bu davaya ben de çalıştım biliyor musun?” “Ben de mücadele verdim.” “Benimde uykularım kaçtı.” “Ben de durmadan dua ettim.” “Sana sımsıkı sarılmak istiyorum” diyorsun. Ve hayal ediyorsun kardeşim. Birde bakıyorsun ki sarığı ve cübbesiyle Hz. Muhammed Mustafa (a.s.m.) alemlere rahmet olarak yaratılan, Allah’ın en çok sevdiği, yarattığı mahluk olan, Muhammed (a.s.m)’ı görüyorsun. Onun sureti ki Yusuf (a.s.)’ın suretinden bile güzel. Onun ahlakı ki, eşi benzeri yok. Dünyada daha iyi bir insan yok. Görmedin ve öyle bir yüz de görmedin. Ve Allah Resulü (a.s.m)’a yakınlaşabildiğini adım adım, belki de ağır çekim birbirine yaklaştığını düşünsene. Ona o sarılacağın an tüylerin diken diken olmayacak mı, imkan var mı? Tüyler diken, iki saniyeliğine değil, belki on dakika boyunca tüyler diken. Ve Allah Resulü (a.s.m.)’a sarılacaksın. Daha sonra Rabbini görmek için yola çıkacaksın. Ve seni, kainatı, her şeyi yaratan ve doğduğun günden itibaren rızkını özenle gönderen her zaman sana şefkat eden anneni yaratan Rabbin, perdeler altından seni besleyen, bütün iyiliklerin, bütün hediyelerin, sana gelen her şeyin asıl hediye göndericisi olan Rabbine kavuşacaksın. Bir hain olarak mı cehennemde azap çekmek daha mantıklı yoksa Allah razı, Resulullah (a.s.m.) razı, herkes senden razı.. Stres yok, sıkıntı yok, giriyorsun ve ebediyen kalmak üzere Cennet-ül Firdevs’te mükemmel bir hayat yaşıyorsun. Kardeşim, eğer illa stres yapman gerekiyorsa şunu düşün; Namaz kılmıyorsan stres yapmak için ebedi hayatı kaybetme gibi bir risk var. Aslında sen streslerin ve endişelerin en büyüğüne sahipsin. Çünkü ilk hesaba çekileceğimiz şey nedir arkadaşlar? Namazdır. Ve sahildesin, gözlerini açıyorsun, gözlerin yaşlı bir şekilde.. Diyor ki Bediüzaman hazretleri, çok güzel bir yer. Ayeti tefsir ediyor. Vahdehu’yu tefsir ederken diyor ki: Başka şeylere müracaat edip yorulma, onlara tezellül edip minnet çekme, onlara temelluk edip boyun eğme, onların arkasına düşüp zahmet çekme, onlardan korkup titreme. Çünkü Sultan-ı Kâinat birdir. Herşeyin anahtarı Onun yanında, herşeyin dizgini Onun elindedir. Stres yapmaya gerek yok, endişeye gerek yok kardeşim. Herşey Onun emriyle hâlledilir. Doğru mu, iman ediyor muyuz ağabey.. Allah izin vermeden bir şey gerçekleşiyor mu bu kainatta. Onu bulsan, her matlubunu (istediğini) buldun; hadsiz minnetlerden, korkulardan kurtuldun. Allah rızası için, Resulullah (a.s.m.)’ın ruhu için El-Fatiha.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir